Magazin

İshal Hastalığına Dikkat!

Written by gezgin

Kış mevsimi tüm sert yüzüyle tesirini gösteriyor. Soğuk havalara karşı dayanıksız olan bağışıklık sistemleri ise çeşitli hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Soğuk algınlığı, grip, ishal ve kusma bu hastalıkların başında geliyor. Özellikle ishal, kış hastalıkları içinde normal karşılanıyor ancak tekrarlayan ishal büyük dikkat gerektiriyor. Zira sık sık yaşanan ishal kolon kanserinin habercisi olabiliyor. Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M. Rafet Yiğitbaşı, kolon kanseri konusunda bilinmeyenler ile ilgili ikazlarda bulunuyor. Pendik Escort

Kolon kanseri, hayli ciddi sonuçlar

doğurabilen ve sıkça görülen bir hastalık. En fazla 50 yaş ve üzeri fertlerde karşılaşılan kolon kanseri, obezite, hareketsizlik, içki, kırmızı et ve hayvansal yağların aşırı tüketimi neticesi ortaya çıkıyor. Ayrı olarak çoğunlukla batı bölgelerinde karşılaşılıyor. Kadın veya erkek demeden tesiri altına alan kolon kanseri, yaygınlık oranıyla sıralandığında diğer kanser türleri arasında 3. sırada bulunuyor. Erken teşhis ve doğru cerrahi müdahale ise hastalara uzun hayat fırsatı verebiliyor.

Yaş ilerledikçe riziko oranı yükseliyor

50 yaşından sonra her kişiye, kolorektal tetkikler teklifliyor. Burada aileden gelen bağırsak polip hastalığı, ülseratif kolit ve kimi konjenital belirtiler, yüksek risk grubu olarak kabul ediliyor. Kolorektal kanserlerde vasati tanı koyma yaşı 62’dir. Yaş ilerledikçe risk oranı yükseliyor. Kolon kanseri küçüklük yaşlarında seyrek görülürken, genç yaştaki hastalarda çoklukla ailevi – genetik etmenler tesirli oluyor.

Sabah ishalleri yaşanıyorsa dikkat!
Kolon, anatomik olarak bakıldığında sağ alt karından yukarıya ve sola doğru dolanıp anüste sonlanır. Takriben 1 metre uzunluğuna sahip kolon başka bir deyişle kalın bağırsak; sağ, yatay (transvers), inen (sol) ve son bağırsak (rektum) bölümleriyle değerlendirilir. Orijinini bu anatomik bölümlerden alan kanserler; muayenehane, patolojik ve rehabilitasyon yaklaşımlarına göre değişik özellik ve davranışlara sahiptirler. Sağ ve sol kolon kanserlerinin alarm verici belirtileri de farklılık gösterir. Sağ kolon kanserleri lümen içine doğru yavaş büyüyen kitleler oluşturur. Bu özelliği hasebiyle sağ kolon kanserleri saklı kan kaybına bağlı kansızlık, rektum kanserleri dışkıda kan görülmesi ile beraber görülürken, sol kolon kanserleri dışkılama düzeni bozulması ve tekrarlayan ishal ile kendini anımsadır. Bu yakıntıları olan hastalara dikkatle yaklaşılması gerekiyor. Sabah ishalleri bir ikazcı olabilir. Sık dışkılama ve dışkı çapında farklıklar, gaz, kötü koku ve kilo kaybı eşlik eden diğer muayenehane bulgulardır.

Bağırsak tıkanmaları dışkılama düzenini bozuyor

Sol kolon kanserleri kolon duvarını sıkıştırıcı tarzda çepeçevre saran bir özelliğe sahiptir. Fark derecelerde bağırsak geçişinde tıkanmalara kapı aralayabilmektedir. Bu tıkanma belli bir dereceye eriştiğinde, gelip geçen kıvrandırıcı karın ağrıları ve dışkılama düzeninde bozulmalar ortaya çıkar. Sol kolon kanserlerinde başlangıçta kabızlık ön tasarıdadır. Bir durgunluğa maruz kalan bağırsak içeriği, ortamdaki bakterilerin faaliyetleri neticesi sulu kıvama dönüşerek ishal tarzında boşalabilir. Bilhassa öncesinde kramp tarzında karın ağrıları ve seyrek dışkılama ile hemen peşinden görülen ishal tablosu, bir sol kolon urunun habercisi olabilir.

Tekrarlayan ishal yaşanıyorsa uzman desteği koşul
Bir gıda zehirlenmesi ve ishalin diğer nedenleri dışlanabildiği takdirde, bilhassa orta yaşın üstündeki kişilerde, yukarıda tanımlandığı gibi tekrarlayan ishal vaziyeti mevcut ise, kolon uru ihtimalini aydınlatabilmek için kesinlikle kolonoskopik incelemeye müracaat edilmelidir. İnceleme savsaklarsa, kolonun tam tıkanması neticesi ile yüz yüze kalınabilir.

Kolonoskopik tarama altın standart
Dünya Sıhhat Örgütü, kolon kanserinin erken tanısı için kolonoskopik incelemeyi altın standart olarak önermektedir. Kolonoskopi testleri, teknolojinin gelişmesi ile birlikte daha kolay, ağrısız ve kısa müddette yapılabilmektedir. Kolonoskopi, 50 yaşından sonra herkese yapılmalıdır. Ancak ailede ansızın fazla kişide kalın bağırsak kanseri veya yaygın polip meselesi var ise, kolonoskopik taramanın 20 yaşından itibaren yapılması önerilir. Polip saptadıysa en geç senede 1 kere kolonoskopi yapılmalı, polip kaybolduysa tarama 3 yıla indirilmelidir. Kanser tanısı mutlaka biyopsiyle konulmalıdır.

Kolon kanseri taraması için 50 yaş üstü kişilerde, Milli Kanser Enstitüsü’nce senede bir defa parmakla rektal kontrol ve gaitada saklı kan testi önerilmektedir. Kuşku çeken vaziyet tespit edenlerde ise kolonoskopi ve biyopsi ilave etmelidir.

Erken teşhis ve doğru cerrahi müdahale ehemmiyetli
Kolon kanseri rehabilitasyonunda başarılı olabilmek için erken tanı büyük ehemmiyet taşımaktadır. Evvela hastalığın belirtilerini yaşayan kişinin doktora müracaat etmesi, hastalığa kapı aralayan sebeplerin özellikle poliplerin araştırılması ve belirlenmesi gerekir. Kolorektal urların tedavisi ise; hastalığın boyutuna, yerleşim yerine, merhalesine, hastanın genel sıhhat durumuna ve diğer etmenlere bağlı olarak tasarılanır.

Kolon kanserinin tedavisi cerrahidir. Urlu olan bölüm cerrahi yollarla çıkarılarak, bağırsak devamlılığı yine sağlanır. Bu sayede urun dağılması engellenir. Şayet kanser güvenlik mesafesi olmayacak kadar anüse yakın bir yere yerleşmiş ise, anüsün tamamiyle çıkarılması ve bağırsağın karın duvarında ağızlaştırılması gerekebilir.

İlaç tedavisi korkutmasın

Tedavi sürecinde kullanılan ilaçlar, kişinin hastalıkla savaşmasına yardımcı olması açısından çok ağır değildir. Operasyon sonrasında hasta mutlaka dinlenmelidir. Kolon kanserleri, erken tanı konulduğu ve yeterli bir cerrahi işlem uygulandığı takdirde, başarıyla tedavi edilebilen ve hastaların uzun yaşam fırsatı ele geçirebildiği bir hastalıktır. Tedavi sürecinde ailenin desteği, hastayı daha hızlı bir iyileşme sürecine sokacaktır. Yapılan tedavilerin dışında morali yüksek olan hasta, kısa vakitte rehabilitasyona pozitif cevaplayacaktır.

Hareketsizlik, obezite ve aşırı sigara tüketimi hastalığı tetikliyor

Araştırmalar bir takım davranış biçimlerinin kolorektal kanserle ilişkili olduğunu göstermektedir. Fiziksel olarak hareketsizlik, obezite, aşırı içki tüketimi, kırmızı veya işlenmiş et, arıtılmış edilmiş hububat ve hayvansal yağlar başta olmak üzere yağ açısından zengin beslenen kişilerde kolon kanserine yakalanma rizikosu artmaktadır. Ayrı olarak, sigara içen kişilerin kolorektal kansere yakalanma ihtimali içmeyenlere göre yüzde 30-40 daha fazla olmaktadır.

About the author

gezgin

İlkokul çağımdan bu yana, hesap makinesi ile başlayan computer merakım vardı. Sanırım beynim dur diyene kadar devam edecek.

Leave a Comment