DOLAR: 3.54 TL
EURO: 4.14 TL

Türkiye’nin en fazla oksijeni burada

1 yıl önce
10 kez görüntülendi

Türkiye’nin en fazla oksijeni burada

Dünyanın ve Türkiye’nin En Fazla Oksijenine Sahip Bölgesi

Türkiye’nin en fazla oksijeni Kaz Dağların da. Dünyanın, Alplerden sonra en fazla oksijene haiz ormanları Kaz Dağları’nda. Kaz Dağları bir tek bol oksijenli yemyeşil doğası ile değil; görkemli yürüyüş parkurları, yörenin kültürü ve çok eskilerden günümüze gelen efsaneleri ile de ünlü.
Küçükkuyu’dan Edremit’e kadar körfezi saran dağın, çok büyük bir kısmı milli park duyuru edilerek koruma altına alınmış. Ülkemizin de en fazlaca oksijen üreten bölgesi bu topraklar. Bu sebepledir ki gerek sağlık turizmi, gerek tabiat ve kültür turizmi için yılın her devri hem yerli aynı zamanda yabancı çok sayıda gezgin geliyor Kaz Dağları’na.

kaz-dağları-resim
Mitolojideki adıyla İda Dağı olarak da bilinen Kaz Dağları, çok eski zamanlarda meydana gelen jeolojik oluşumları, farklı bitki örtüsü ve Çanakkale Boğazcaı’ndan gelen hava akımlarının burada nebat örtüsü ile karşılaşması sonucu oksijen miktarı fazla bir havaya haiz. Körfeze kadar uzanan dağ sırası sonucunda da Kaz Dağları’nda hem kara aynı zamanda deniz ikliminin özellikleri gözleniyor. Zira de ılıman bir iklim başat.
Kaz Dağları’nda hâkim bitki örtüsü ise fazlaca ilginç. Bölgede yetişen 22 farklı nebat çeşidi olduğu söyleniyor. Ek olarak dünya üzerinde bir tek bu topraklarda yetişen ve koruma altına alınması ihtiyaç duyulan bir bitki türü de Kaz Dağları Göknarı diye geçiyor. Civardaki köylerin halkı bu ağacın kozalaklarını çaylarına katarak kullanıyormuş. Bir de yöre halkının Kaz Dağları adaçayı adını verdikleri ve pek çok bitkinin karışımı olan, oldukca lezzetli ve şifalı bir içecek de var.
Kaz Dağları’nın coğrafik özelliklerinin haricinde antik çağlardaki ve efsanelerdeki yüzü var. Antik çağlarda Kaz Dağları’nın adı İda Dağı olarak anılıyormuş. Homeros’un İlyada’sında da adı bu şekilde geçer. Zeus’un doğduğu dağ olarak bilinmiş olduğu için de Yunan Mitolojisi’nde önemli bir yere sahiptir. O zamanlarda bahsedilen efsaneye bakılırsa, Truva Savaşı’nın çıkmasına neden olan ve Hera, Athena ve Afrodit’in katıldıkları güzellik yarışması da bu topraklarda yapılmış. Tanrılar Truva Savaşı’nı da bu topraklarda, İda Dağı’nda izlemiş.
Bugün Küçükkuyu olarak bilinen beldenin şimal kesiminde yani Adatepe Köyü’nde Zeus Altarı olarak malum yerde, efsaneye nazaran Zeus hem Truva Savaşı’nı yönetmiş hem de Afrodit’le sevişmiş.
Yuna mitolojisindeki efsanelerin haricinde Sarıkız ve Hasan Boğuldu benzer biçimde efsaneler de bu topraklardan çıkmıştır. Ünlü yazar Sabahattin Ali de bir hikâyesinde Hasan Boğuldu efsanesine yer vermiştir.
Efsanelerle yakaladığı ünü haricinde Kaz Dağları şifa arayanların ve doğa sevdalıların olmazsa olmaz rotalarından biri. Üstelik sadece yaz aylarında değil, bahar ve kış aylarında da Kaz Dağları’nın trafiği fazlaca yoğun oluyor.
Kaz Dağları ormanları çok sayıda doğa yürüyüşü ve safari rotasına haiz. İstanbul ve Bursa benzer biçimde büyükşehirlerin hemen yanı başında bulunan ve hafta sonu kaçamaklarınızı değerlendirebileceğiniz yakınlıktaki Kaz Dağları’na minik bir sırt çantası ve yürüyüş ayakkabılarınızı alarak gelebilirsiniz.
Kaz Dağları’nda konaklamanız için tesisler de mevcut. Tabiat ananın kucağında ve doğayı bozmadan inşa edilmiş tesislerde konakladığınızda, sabah bolca oksijenli yeni güne hakkaten de yenilenmiş olarak uyanıyorsanız. Hele bir de fırsatını bulup da bir hafta gibi uzun bir süre Kaz Dağları’nda kalırsanız hakikaten kanınızın temizlendiğini ve vücudunuzdaki oksijen miktarının arttığını bile hissedebilirsiniz.
Kaz Dağları otelleri çoğu zaman Küçükkuyu, Adatepe, Yeşilyurt Köyü benzer biçimde alanlarda konumlanmışlar. Senenin her dönemi hizmete açıklar ve genellikle oda kahvaltı çalışıyorlar. Hizmet açısından çok kaliteli tesisler. Böylece hem doğanın kucağında oluyorsunuz bununla beraber ihtiyacınız olan her türlü şey elinizin altında oluyor. Restoranlarındaki yemekler de oldukca leziz. Aslına bakarsan temiz hava, bolca oksijenle yediğinizin de hazzını daha iyi alıyorsunuz. Kahvaltılarınız ise altın sarısı bir zeytinyağı ve yörenin lezzetli zeytinleriyle bezeli bir sofra oluyor. Yenilenerek başladığınız sabaha mutlu bir kahvaltı sofrası ile devam ediyorsunuz. Hele bir de o gün güzel bir trekking planı yaptıysanız keyfinize diyecek yok.
İsterseniz Kaz Dağları’nda kamp yapmak için uygun alanlar da mevcut. Ancak yürüyüş ve kamp planlarınız için rehberlik hizmeti almanızda fayda var. Çünkü orman, bununla beraber yırtıcı hayvanların organik yaşam alanı.

Kaz Dağları Doğallığını Koruyor

Kaz Dağları otelleri öyle bir bölgede toplanmış durumda değiller. Doğrusu Uludağ’ı gezip görenler bilir, Uludağ otelleri şeklinde değiller. Farklı bölgelerde konumlandıkları için her bir otelin içinde fazlaca uzun bir mesafe var.
Kaz Dağları otellerinin fiyat seçenekleri ise genel olarak her insanın bütçesine uygun. Sezona gore farklılık gösteren fiyatlar da yok. Dolayısıyla fiyatlar yalnız otelinizin kalitesine ve hizmetine nazaran farklılaşıyor.
Kaz Dağları’na geldiğinizde gezip görmeniz gereken yerlere gelince… Her şeyden önce Adatepe ve Yeşilyurt köylerine kesinlikle gitmelisiniz. Köylerdeki evler, geleneksel Ege mimarisinin özelliklerini taşıyorlar. Oldukça eski evlere de rastlayabilirsiniz. Buralardaki oteller ise eskiden kalma evlerin restore edilmesi ile hizmete açılmış tesisler. Köyün sokakları, eski yüzyılı aşkın tarihe sahip çınar ağaçları ve samimi, güler yüzlü halkı sizi misafir benzer biçimde değil de bir dostmuşsunuz gibi hissettirecek.
Adatepe Köyü’nü gezdikten sonra Zeus Altarı’na da uğramayı ihmal etmeyin. Her ne kadar bugünlerde dilek ağacı muamelesi görse de buradan körfez manzarasını seyretmek bambaşka bir keyif. Dönüşte köyde güzel bir Türk kahvesi molası vermeyi dikkatsizlik etmeyin. Göreceksiniz köy halkı derhal yanınıza geliverip sohbete dâhil edecek sizi de ve hemen efsaneler anlatmaya başlayacaklar. O denli samimi ve içtenler ki ne olduğunu anlamadan halktan biri olacaksınız.
Kaz Dağları bölgesine geldiğinizde Assos’a da günü birlik geziler düzenleyebilirsiniz. Adatepe’deki Zeytinyağı Müzesi’ni gezebilirsiniz. Alışveriş yapmak isteyenler içinse önerim şu ki mutlaka zeytinyağı ve zeytin çeşitlerinden alın. Yörede yetişen ürünlerden meydana getirilen zeytinyağı ve zeytinler organik ve sağlıklı. Yağın tadı damağınızda kalacak, kesin olun. Bir de Kaz Dağları’nın doğasında yetişen doğal kekik. İster taze ister kuru olarak bulabilirsiniz, hatta kekik suyu da satılıyor. Bu şekilde de temin edebilirsiniz.
Şahindere Kanyonu’na gidebilirsiniz. Kanyonun başında bulunan Şahin Kalesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Edremit’e veya yakınlardaki Güre Kaplıcaları’na günü birlik seyahatler düzenleyebilirsiniz.
Kaz Dağları’na daha önce gitmeyenler için kış ve bahar ayları en uygun zamanlar. Çünkü hem yaz mevsimine nazaran daha sakin, bununla beraber yemyeşil manzaraya karşı otelinizdeki şömine başı romantizmi paha biçilemez bir keyif olabilir. Eğer fırsatınız olur da 3-4 günlük yahut bir haftalık gezilerden daha fazla keyif alabilirsiniz. Yanınıza ise bir tek rahat bir yürüyüş ayakkabısı ve fotoğraf makinenizi alıp gelebilirsiniz. Ulaşım ise oldukca basit. Karayolu ile rahatça gelebilirsiniz, yollar virajlı olmasına rağmen çok da tehlikeli değil.
İster sadece başınıza, ister sevgilinizle, isterseniz de ailenizle Kaz Dağları sizi bekliyor. Bol oksijenli ve yenileneceğiniz bir tatil dileklerimle

burası neresi 1
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık